Sayfalar

20 Haziran 2013 Perşembe

İlk Defa Telefon Kılıfı Yaptım

Telefonum eski bir model olduğu için uygun bir kılıf bulamadım. Zaten yaparmıyım yapabilirmiyim diye düşünüyordum.Bu vesile ile bi kılıf yaptım kendime. Hatta ipi de yakın arkadaşımda gördüm. sana lazımmı bu ver ben kılıf yapayım bundan dedim :)) Süsü de evdeki keçeden .Yani maliyet : 0 tl
Yapılışını anlatmaya gerek yok gerçi , makremeden sık iğne ile uzunca bir dikdörtgen ördüm .Uğur böceğini diktikten sonra yanlarını birleştirdim.İçine de çekince telefonu dışarıya iten sistemi eklemeyi unutmadım.Aslında sistem kelimesi çok komplike kaçtı bu çok çok basit bişey ama yerine kullanacak kelime bulamadım :) Daha çok okumalıyım demekki :)






Şimdi sırada değişik , rengarenk kılıflar yapmak var....Benim çantalarımda rengarenktir. Çantalarımın renklerine uygun rengarenk kılıflar yapabilirim. Her an yeni bir kılıf resmi yayınlayabilirim. Hazır olun :)) 


19 Haziran 2013 Çarşamba

Meşgul Anne Bunu Okudu : 9 Kör Öyküler (Halis Kuralay)

Kitabın Adı : Kör Öyküler 
Yazarı : Halis Kuralay 
Basım Yılı : İlmek Yayın Evi 1.Baskı : 2013

Bu kitabın yazarı benim çok yakın bir arkadaşımın eşinin amcası .Kitaptan bu vesile ile haberim oldu benim. Ben ilk kitabı sanıyordum Halis Kuralay'ın . Sonra internette biraz araştırma yapınca yazılmış 4 tane daha kitabı olduğunu gördüm. Hatta bunlardan 2 tanesi çocuk kitabı. Türkiyenin ilk bir görme engelli tarafından yazılan çocuk kitabı . Dahası ilk görme engelli çocuk çizgi kahramanın yazarı. Evet Görme engelli çizgi çocuk Fati diğer çocuk arkadaşlarına kendisini ve hayatını tanıtıyor. 
Ben Fatinin Maceralarını anlatan 2 kitabını da edindim. Onları da ayrı bir postta tanıtacağım müsaadenizle  Şimdi Kör Öyküler 'de sıra. 
Ayrıca sevgili Halis KURALAY Türkiye'nin ilk görme engelli Milli Eğitimde görevli şube müdürü. 

Kitaba gelirse kitap kısa kısa fıkralardan oluşuyor. Bazıları komik değil ama Türkiye şartlarında "şaka gibi " lafı tam oturuyor.Bir solukta okuyup bitirdiğim , arada durup düşündüğüm ,gerçekten de bende  böyle düşünüyordum meğer yanlış düşünüyormuşum dedim :)) 
Ayrıca kitabın çizimleri de Salih Memecan ' ait. 

----------------------------------------------------------------------------------------------
Kitabın Tanıtımı : Bu kitaba bir hatıra kitabı deseniz, doğrudur. Bir fıkra kitabı deseniz, o da doğrudur. Ama yaşanmış fıkra gibi hatıralar demek daha doğru olur kanaatindeyim. Çünkü bu kitapta insanımızın, görme engellilerle iletişimi esnasında ortaya çıkan yaşanmış ilginç manzaralar, mizahi şekilde anlatılıyor. Bu hikâyeleri okurken kimi zaman gülecek, kimi zaman şaşıracak, kimi zaman da “Ben olsaydım nasıl davranırdım?” diye düşünerek olayın kahramanlarının yerine kendinizi koyacaksınız. Kitap Hakkında Neler Dediler? Bu kitap daha önce tam olarak göremediğimiz bir dünyanın kapısını aralıyor. Hikayeleri okuduğunuzda bir yerinde mutlaka kendinizi bulacaksınız…. 
Kitabı internetteki alışveriş sitelerinden temin edebilirsiniz. 

----------------------------------------------------------------------------------------------



18 Haziran 2013 Salı

Mesgul Anne Bunu Okudu 8 : Yüreğinin Götürdüğü Yere Git (Susanna Tamaro)

Kitabın Adı : Yüreğinin Götürdüğü Yere Git
Yazarı : Susanna Tamaro
Çeviren : Eren Cendey
Basım Yılı : 24.Basım 1997

Bu güzel kitabı daha önce 2 defa okumuş olmama rağmen yine severek okudum. İşin ilginç tarafı bende bu kitap yok.Her okuduğum 3 kitabı da farklı kişilerden edinerek okudum. Aradan bir kaç sene daha geçsin yine okurum :)
Benim böyle bir alışkanlığım var maalesef. Okuduğum ve sevdiğim bir kitabı defalarca okuyabilirim. Mesela Yüzüklerin Efendisi serisinin 3 kitabını da 3er defa okudum :) Tabi o zamanlar çocuksuz birisiydim .daha bol vaktim oluyordu.Şimdi ise okunmak için sırasını bekleyen kitaplarım varken , okuduklarımı tekrar okumak pek mümkün olmuyor .Ama Yüreğinin Götürdüğü Yere Git tekrar tekrar okumaya değer bence.
Okuyan çoktur eminim .Ama okumadıysanız veya okuduysanız ama üzerinden zaman geçtiyse yeniden  okumalısınız :)

Kitap Hakkında :
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, seksen yaşında bir büyükannenin uzaklardaki torununa yazdığı mektuplardan oluşur. Alabildiğine yalın, gündelik konuşma diliyle yazılmış bu sevgi dolu mektuplar, hem bir iç döküş, hem de bir bilgenin vasiyeti niteliğinde. Yaşlı büyükanne, bu mektuplarda, kendisinin ve kızının dokunakl? yaşamlarının gizli kalmış yönlerini açığa vururken kendi kendisiyle bir iç hesaplaşmayı da birlikte yürütüyor. Değişen gelenekler, altüst olmuş değerler karşısında hissettiklerini, torununa sevgiyle aktarmaya çalışan bu yaşlı kadın, gençliğinde yapmayı göze alamadığı şeyleri yapmasını torununa öğütlerken şöyle diyor: "Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yaptığımız yolculuktur; o özgün çağrıya kulak vermeli, yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz."Susanna Tamaro'nun bu en ünlü kitabı, yayımlandığı günden bu yana yeni okurlarla buluşmayı sürdürüyor.(Tanıtım Bülteninden) 




Ben kitabı en kısa zamanda edineceğim. Bulunduğum ilçede sahaf yok.Kitapçılarda da bulunduğunu sanmıyorum. Yani yine internet sahaflarından edineceğim belli oldu :)) 


11 Haziran 2013 Salı

Polardan İsme Özel Yastık

 Çok sevdiğim bir arkadaşımın oğlunun ilk doğumgününde hazırladığım yastık. O 1 yaşına basan bebek şimdilerde 2,5 yaşında kocaman bir delikanlı :) Hediyenin yanında el emeği bişeyler de olsun dedim.
Bu arada polarla ilk denememdi.Şimdi bakıyorumda çok ta kötü olmamış. Ama şimdilerde daha güzelini yaparım eminim :) 02.10.2011 de çekmişim resmi ...ooooo 1,5 sene olmuş yapalı benim yazmak aklıma yeni geliyor :) OLsun geç olsun güç olmasın dimi.




Yastık polardan ama süslemeler keçeden . Sizde yapmak isterseniz oldukça basit. Önce yastığı kesin istediğiniz ölçüde. Sonra süslemek istediğiniz motifleri kesin dikin , sonra yastığı birleştirin . Bu kadar. Dikiş makinasına gerek bile yok bunun için. Motifleri kendim çizemem derseniz internette oldukça fazla kalıp bulunmakta.Yazdırıp kullanabilirsiniz. 




Bu el kuklasını da o aralarda yaptım.Ekledim mi bir yerlere bilmiyorum ama görmüşken yine ekliyeyim dedim. Hala oynuyor oğlum bununla ama farklı bir amaçla. Siyah resim tahtasında tebeşirle yaptığı resimleri bu polar kuklayla temizliyor :))




1 Haziran 2013 Cumartesi

Yorumsuz (Diren Gezi Parkı)

Başlığa yorumsuz koydum .Koydum da konuşacak söyleyecek bişeyim olmadığından değil. Ama elimden bişey gelmediği için bu aşamada konuşmak bi işe yaramayacak .
2 gündür gelişmeleri karışık duygularla takip ediyorum :][ 



25 Mayıs 2013 Cumartesi

Meşgul Anne Bunu Okudu : Annelik Her Zaman Toz Pembe Değil (7)

Elimde yarım 2 kitabım olmasına rağmen elime ulaşan bir sürpriz kitap ikisinin de sırasını kaparak en önce okunacak kitap ünvanının sahibi oldu :)
Blogcuanne.com 'un sahibi sevgili Elif Doğan'ın kitabı çıktı bir süre önce. Ben kitaptan haberdardım. Bir müsait zamanımda edinip okumak istiyordum.
13 Mayıs Günü yağmurlu bir sabahta ( romantik olsun diye demiyorum hakikaten yağmur yağıyordu ) PTT kargonun kapıya yanaştığını gördüm pencereden :) Allah Allah bişey de sipariş etmedim derken bir zarf geldi. Kargo gitti hemen kimden diye bile bakmadan açtım paketi. İçinden kitap çıktı hemde okumayı çok istediğim kitaplardan birisi. İçinden de bir kart. Bir solukta okudum .Taa İstanbul'dan uzaktan ama uzatsam elimi tutacak kadar yakın arkadaşım Ebru 'dan . Yine nurturia.com sayesinde tanışmış olduğum tanımaktan çok memnun olduğum yüz yüze olmasa da telefonda sürekli görüştüğüm canım arkadaşım bana sürpriz yapmış.Anneler günü hediyesi olarak kitap aldığı yetmezmiş gibi sevgili Elif Doğan'a imzalatmış.
Nasıl mutlu oldum anlatamam :) Hemen aradan bir kaç sayfa okudum :) Tamda beklediğim gibiydi yazı üslubu  Hemen o gece elimdeki yarım 2 kitabı bırakarak başladım okumaya. 1 gece 2 gündüzde bitirdim :) Tadı damağımda kaldı .




Kitap çoktan bitti ama yazısı biraz geç kaldı :)

Sevgili arkadaşım EBRU . Çok teşekkür ederim .Bu arada sevgili Ebrunun da blogu var (http//freshmom.blogspot.com) Ama o kadar aktif bir anne ki yaptıklarını yazmaya vakti kalmıyor .Ebrucum daha aktif bir blog bekliyorum senden :)) Zaman o kadar hızlı akıp geçiyor ki  bu günlerin anısını kıymetini bi kenara not etmelisin :) Aslında herkes blog yazıp önemli anların kanıtını bırakmalı :))) 


Kitabın tanıtımını : http://blogcuanne.com/kitap/ dan okuyabilirsiniz. 
Kesinlikle okuduğunuz da "aa bunu ben de yaşadım " diyeceğiniz sıcak samimi bir kitap :) 
Birazcık ayrıntı vereyim mi :)) 

""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""
Parmak izi nasıl insandan insana farklılık gösteriyorsa, çocuk büyütmek de anneden anneye farklılık gösterir. Bununla birlikte annelikle ilgili bazı temel gerçekler var ki, dünyanın hiçbir yerinde değişmiyor.
Anne olan bir kadının hayatı ikiye ayrılıyor: Çocuktan önce ve çocuktan sonra.
Bir kadının çocuktan önceki hayatında varlığının farkında bile olmadığı bazı kavramlar, çocuktan sonraki hayatında başköşeye oturuveriyor. Doğru bildiği yanlış oluyor, düz dediği tersine dönüyor. Yepyeni bir hayat başlıyor. Eskisine paralel, ama bir o kadar da zıt.
Annelik Her Zaman Tozpembe Değil, bebeğinizin uyku sorunlarına çözüm önermiyor. Yemek yeme problemi olan çocukları iştahlı yumurcaklara çevirmiyor. Disiplin konusundaki sorularınıza yanıt olmuyor.
Ama “yalnız değilim” dedirtiyor. “Benimle aynı kaderi paylaşanlar var.”
Kısaca Blogcu Anne, tıpkı blogundaki gibi kitabında da, “Annelik şimdiye kadar yaptığım en güzel ama en zor iş” diyenlerin hislerine tercüman oluyor.
Kitaptan:
Annelik denilen müessesenin bir koltukta değil iki, bin beş yüz iki karpuz taşımak olduğunu, anne kişisinin, halihazırda para karşılığı yaptığı bir işi olsa bile bundan bağımsız olarak aşçılık, öğretmenlik, şoförlük, temizlikçilik, psikolojik danışmanlık, terzilik, getir götürcülük gibi bilumum fonksiyonları da aynı anda icra ettiğini artık biliyoruz.
Ama annelik, bu tür temel mesleklerin yanı sıra, daha kompleks pozisyonları da bünyesinde barındıran bir titr aslında.
Mesela bomba imha uzmanlığı. Uyuyan çocuğunun üzerine değiştirmek zorunda olan bir annenin titiz ve dikkatli tavırları, alanının en iyi bomba imha uzmanına taş çıkartır. Hele o çocuk araba koltuğunda uyuyakaldıysa, onu uyandırmadan yatağına geçirmek “benim” diyen bomba imha uzmanının bile kalkışamayacağı bir sabır ve cesaret gerektirir.


""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""


14 Mayıs 2013 Salı

15 Mayıs Dünya TSC Farkındalık Günü




Nedir bu TSC hastalığı. Ben ilk defa üye olduğum www.nurturia.com.tr sitesinde haberdar oldum bu hastalıktan.O kadar çok bilmediğimiz ve karşılaşmadığımız hastalık var ki. Ama bu öğrenmememiz ve tanıtımı için destek olmamamız adına  bahane değil. Bu grupta bir arkadaşımızın oğlunda bu hastalık varmış ve hastalıkla ilgili bilgi / tedavi vs bilen başka arkadaşlara ulaşmaya çalışıyor.
Kendi adıma neler yapılır nasıl destek olunur şimdilik bilmesemde ilk etapta hastalığının tanıtılmasının faydalı olacağını düşünmekteyim.
Kaynaklardan aldığım bilgiler şöyle :::

Kaynak : http://tr.wikipedia.org

Tüberoz skleroz (TS), tüberoskleroz, tüberoz skleroz kompleksi (TSK), epiloia, ya da Bourneville hastalığı, ender görülen,beyinde ve böbrekler, kalp, gözler, akciğerler gibi hayati organlarda ve deride iyi huylu tümörlerin oluşmasına neden olan multisistemik nörokutanöz bir genetik hastalıktır. Belirtilerin arasında nöbetler, gelişimsel gecikme, davranışsal sorunlar, deri anomalileri, akciğer ve böbrek rahatsızlıkları bulunur. TSK, sırasıyle hamartin ve tüberin proteinlerini kodlayan TSK1 ve TSK2 genlerinde oluşan mutasyonlarnedeniyle ortaya çıkar. Bu proteinler hücre büyümesini ve çeşitlenmesini kontrol eder ve tümör büyümesini engeller.[1]
Hastalığın adı Latince kabarma anlamına gelen tuber sözcüğü ile Yunanca sert anlamına gelen σκληρός sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur ve ölen hastaların beyinlerinde bulunan, yumru adı verilen kalın, sert ve soluk renkli gri nedeniyle verilmiştir. Bu yumrular ilk defa 1880’de Désiré-Magloire Bourneville tarafından tanımlanmıştır, hastalığın kortikal bölgelerde oluşmuş hâli hâlâ Bourneville hastalığı olarak adlandırılabilmektedir.

Kaynak : 
Tuberoz skleroz (TS) beyinde, böbrekler, kalp, gözler, akciğerler gibi hayati organlarda ve deride iyi huylu tümörlerin (hamartom)  oluşmasına neden olan lezyonlar ve nöbetlerle seyreden genetik bir hastalıktır. TS bazı hastalarda çok hafif seyrederken, bazı hastalarda da çok ağır seyreder. Zeka geriliği ve epilepsi gibi nörolojik sorunların yanısıra davranış bozukluğu, otizm, şizofreni gibi psikiyatrik sorunlar görülebilmektedir.Klasik üçlü bulgu zeka geriliği, epilepsi, yüzde adenoma sebaseum (fasial anjiofibrom) denen lezyonlardır. 
En sık görülen nörolojik bulgu nöbet geçirmedir. Hayatın bir döneminde nöbet hastaların % 75-90'ında görülür. Nöbetler çoğunlukla süt çocukluğu döneminde başlar. İlk yaşlardaki nöbet tipi infantil spazm denen sıçrama nöbetleri sık olup, daha sonra myoklonik, tonik, atonik veya atipik absans nöbetleri, ileri yaşlarda ise kompleks parsiyel ve jeneralize tonik-klonik nöbetler görülür.
Ne sıklıkta görülür?
TS; 6000 canlı doğumda bir görülür. Ülkemizde 10000 kadar TS hastası olduğu sanılmaktadır. TS olduğu halde fazla belirti vermediğinden teşhis edilmemiş bir çok hasta vardır.
TS’nin sebepleri nelerdir?
TS genetik bir hastalıktır. Hastalık ebeveynlerin birinde bulunan genetik bir bozuklukla taşınır. Hatta TS olduğu halde hiçbir belirti vermediği için teşhis edilmemiş bir anne yada baba ağır hasta bir çocuğa sahip olabilir. TS hastalarının %40′nın ebeveynlerinde bu hastalığa ait gen bulunur. Diğer %60′nda ise spontan bir genetik mutasyon söz konusudur. Bu genetik mutasyonun sebebi ise bilinmemektedir.
Tuberoz skleroz nasıl teşhis edilir?
Bu hastalığın teşhisi için beyin MR, CT’si, böbrek ultrasonu, kalp ekosu, EKG, göz ve muayenesi gerekir. Otozomal dominant genetik geçişi olan bu hastalık yüksek penetrasyona sahip olup  fenotipik özelliklerin ortaya çıkımı çok değişkenlik gösterebilmektedir. Hastalıkla ilgili TSC1 ve TSC2 genlerinde mutasyon taramaları yapılır. 
Tuberoz skleroz lu hastalarda yaşam beklentisi ne kadardır?
TS’li hastaların çoğu normal bir hayat beklentisine sahiptir. Böbrek, beyin gibi organ tutulması ciddi sıkıntılara ve ölümlere yol açabilir. TS lu hastalar ömür boyu düzenli aralıklarla takip edilmelidir.

TS de klinik bulgular nelerdir?

TS’ deki tümör oluşumları deri, böbrekler, beyin, gözler, kalp, akciğerler, dişler ve bazı başka organ sistemlerini etkiler. Klinik belirtiler tümörlerin yerleşim yerlerine göre değişir. Beyin ve böbrek tutulması hastalığın en ağır boyutudur.
Tedavisi var mıdır?
Tuberoz skleroz’un tam bir tedavisi yoktur. Organ tutulmasına göre tedavi uygulanır. Epilepsi için nöbetleri durdurucu ilaç tedavisi uygulanır. Gereken hastalarda özel eğitim programları, kas gücünü ve koordinasyonunu devam ettirmeye yönelik egzersiz programları verilir.

Tüm dünyada 15 Mayıs TSC Farkındalık Günü . Farkında olalım , öğrenelim ,bilelim , en önemlisi destek olalım. 






25 Nisan 2013 Perşembe

Öncesi Sonrası - 2 Dolap Yenileme

Yatak odamızın hikayesi çok karışık  :) Çünkü biz önce  bazayı ve yatağı değiştirdik. Krem bir yatak başlığı aldık.Arkası ve alt kısmı wenge. Sonra dolap aldık. Dolabın aynanın alt ve üst kısımları krem rengi idi. Dolapla beraber 2 komidin aldık. onların çekmecesinin biri krem biri wenge renkti. Yani mağazada gördüğümüz beğendiğimiz. . .Ama eve geldi bir kuruldu. Sonuç hüsran.Ben bekliyorum hala krem parçalar takılacak diye. Komidinler komple wenge. Dolabında krem olması gereken yerler yine wenge. Fabrika artık öyle çıkarmıyormuş.Bahaneye bakın.Ya biize farklı bir dolap farklı komidinler getirmişler  yada olması gereken krem parçalar kaybolmuş :((  Kurulduktan sonra fark ediyoruz. Başbaşa kalıyoruz biz bir tekir biri bekir yatak odası takımımızla. Dikkatinizi çekerim takım diyorum ama hepsi ayrı telden çalıyor. Ben ki taş hiç sevmem.Komidinin kulplarında taş var :(( Neyse sağlık olsun dedik geçtik biz kaç senedir böyle kullanıyoruz bunları.... 
Sonra aklıma geldi bunları boyasak diye. Baktım boya zor olacak. En iyisi yapışkanlı kağıtla kaplayalım dedik. Bi akşam otururken aklımıza geldi.Ee ne renk yapalım derken evde kırmızı kağıt vardı. hooop kalktık yaptık aynı gece :))

 Böyleydi 



Böyle oldu 


Dolabın ilk halini çekmedim. :) Önce onu kapladığımız için aklıma gelmedi. Ama o kırmızıların olmadığı halini düşünün. 

Aynalardaki lekeler o küçük kafası görünen yaramaza  ait :)) 







Sırada komidinler ve kulpları var. Kafama göre kulp bulamadım.Bulana kadar bekliycem.Kırmızının da  aynı tonunu bulmam lazım  kağıtta. Kırmızı kağıdım da bitti çünkü . Yada bunlarıda söküp daha açık bir renkle değiştiricem. Henüz karar vermedim. 

Taa 12 aralıkta kaplamışız dolapları , ancak yazabildim :)) Daha yazacak başka yenilemelerde var ama vakit yokki :)) 

24 Nisan 2013 Çarşamba

Çekmeden Geçemedim - 1

Bazı anlar bazı yerler varki hemen fotoğrafını çekesim gelir. İşte aşağıdaki resimlerde benim mutlaka resmini çekmeliyim dediğim yerlerden ... Her gün işten çıkıp eve giderken kestirmeden gittiğim bir tali yol var. Aralık ayında yerde dökülen kuru yapraklar ve bahçelerin içerisinde yeşeren yeni otlar. İkisi bir arada .Sanırım her yerde bulmak nasip olmaz :)
Antalyayı özellikle Kemeri bu yüzden seviyorum ben . Çeşmesinden suyu içilen az yerden birisi kemer. Havası temiz suyu temiz (en azından şimdilik) sakin (özellikle kışın) arabanız olmasa daha tüm işlerinizi yürüyerek ,en kötü ihtimal tek otobüsle halledebilirsiniz.

31 Aralık 2012 günü keyfim yerindeydi. O gün varolmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyordum sanki :P
Yaradana şükürler olsun ki büyük dertlerim yok.... İşte o gün  hergün """aa yine unuttum geçtim neyse yarın durur çekerim "" dediğim yerde durdum . İndim fotoğraflarımı çektim yoluma devam ettim. Bir kaç araç geçti tuhaf tuhaf baktılar .Yağmur altında deli mi ne dediler belki de .Yada yabancı falan demişlerdir en iyi ihtimal .Ama olsun kimin umurunda :))


Aslında manzara daha güzeldi ama hem ben fotoğraf çekiminde iyi değilim hemde compact bir makina ile anca bu kadar oluyor :) 






Hayat hakikaten lafta değil gerçekten kısa. Yaparım yapmalıyım dediğiniz her şeyi tam zamanında yapabilmeniz dileğiyle :)) 



23 Nisan 2013 Salı

Kuru Erzak Kaplarım

Kuru erzaklarımı bir süredir bu kaplarda saklıyorum . Yoğurt kapları bunlar. Ben evde yoğurdu kendim mayaladığım için kapları biriktirmem zor oldu.Bazılarını iş yerinden bazılarını arkadaşlardan taşıdım. Eşim dalga geçti hatta benimle :))
Kaplar için başka düşüncelerim var aslında şimdilik evde olan yapışkanlı kağıttan kareler kestim yapıştırdım.
Hatta 2 tane de teneke kutu kapladım aynı kağıtla ama onları çekmeyi unutmuşum.

Mutfağımdaki rafa dizdim erzak kaplarımı :)) En azından artık dolapta veya çekmecelerde yer işgal etmiyorlar :)