Sayfalar

öylesine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öylesine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2014 Çarşamba

Nerdeyim ? Ordayım , burdayım , heryerdeyim :)



Yazmayalı yine epey zaman olmuş. Sağolsun arayan soran arkadaşlarım oldu demiycem :)) Çünkü zaten sık sık yazan birisi olmayınca pek kimse yokluğunuzun farkına varmıyor :) Bir arkadaşım hariç :) O kendini biliyor. Yoo sitem etmiyorum .Bende giremediğim zamanlarda farkedemiyorum kim var kim yok.
Gelelim bana . Nerelerdeyim. Aslında buralardayım.Bayramda bir yere gitmedik. Malum kurban bayramı işleri. Az da olsa misafir geldi.Bayram öncesinde oğlumun doğum günü oldu. Hemen sonrasında bilgisayarımda reklam istilası oldu.Ondan kurtulmaya çalıştım.Dün bütün günümü buna harcadım desem inanır mısınız. Sonunda kurtuldum ama . Bayramda ben işe gelmedim. Tabi ilk 2 gün . Bayramdan hemen önce yeni fidelerimiz geldi. Hatta oğlum bile bize yardım etti :)) Onların saatlik sulanması lazım.Haliyle biz 3 -4 günlerde çalıştık.Dolayısıyla hiç boş vakit bulamadım. Bloga da epeydir uğrayamadım. Resimdeki kadından daha kötü durumdayım aslında.



Yazacaklarım birikti aslında ama hepsini bu posta sığdıramam :) Sırayla aklıma geldikçe fırsat buldukça yazarım artık. Aslında pek dikiş dikemedim.Zaruri ihtiyaçlar dışında.Başlayıp bitiremediğim işler çoğunlukta her zamanki gibi .
2 gündür de ülke gündeminden dolayı canım bişey yapmak istemiyor.Umarım en kısa zamanda tüm akan kanlar durur .Her ne kadar sınırlarımızda görünsede aslında ülkemin tam ortasında yanan köz inşallah alevlenmeden söner. Tüm can korkusuyla yaşayan insanlara sen dayanma gücü ver rabbim. Hakkımızda haklarında en hayırlısını ver.

Hayat böyle akıp giderken güzel haberler de almıyor değiliz. Bu sabah acil işlerimi halledince biraz bloglara bakayım dedim ama ne mümkün. Herkes çoşmuş. Akşama artık evden (cepten) okurum .Evde bilgisayar açmayı sevmiyorum.Yıllarca eve iş götürdüm .Artık yeter dimi .Keyif için bile olsa bilgisayar görmek istemiyorum evde. Heh haber demiştim. Sevgili Türkan 'dan müthiş bir haber aldım. 2. bebeği yoldaymış.Burdan da kutlarım canım benim.Çok sevindim. Rabbim sağ salim kucağına almayı nasip etsin , hayırlı evlat olsun ,bahtı da tahtı da güzel olsun inşallah .
Şimdilik benden bu kadar. Hepinize sevgilerimi gönderiyorum arkadaşlar. Akşama sevdiğim tüm blog arkadaşlarıma uğrayıp neler yazmışlar okuyacağım.Hepsini yorum yazamam belki ama mutlaka okuyacağım :))

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Abuk Subuk Bir Yazı 1


Dün sabah eşim beni dürterek uyandırdığında (ne olur ki herif bir günde öperek uyandırsan ) çok güzel bir rüya görüyordum.
Oğlumun okulunun bahçesindeyiz. Bizim kuzular 23 nisanda ve yılsonu gösterisinde yapmış oldukları karakedi rondunun provasını yapıyorlar.Ben hep bu gösteriler esnasında sahne arkasında olduğum için öne geçip kurula kurula seyremediğimden içimde kaldı sanırım. Sahnenin içinde en öndeyim bu defa . Sırtım seyircilere dönük ama çok ön taraftayım. Diğer kuzular oynadı onları izledim ... Tam bizim kuzular sahneye çıkıyordu , oğlum yerine geçti oyun başlayacak alnımda bir parmak , Eşim dürtüyor "kalk bitcim uyan " diye Bir açtım gözümü tepemde tersten bir yüz. Bugün git yarın gel dedim ama dinlemedi. Sonra açtığım gözlerimi kapadım bu defa ağzımı açtım . Nasıl kızdım ama niye zamansız uyandırıyorsun diye :))
Neyse sonra sinirim eşim evden çıkınca geçti.
Taa ki bu sabaha kadar . Bu sabah ta yine dürtürülerek  uyandırıldım , "bitcim kalk ben ne giycem ütülü tişört yok" diye .La havle vela kuvvete ."ya seni bana özellikle mi gönderdiler dedim. Sen git ben bişey görüyorum gelcem dedimse de bırakmadı. Bu defa cidden kızdım ama ."Naptım yine "diyor. Napacaksın yine rüyamın en güzel yerinde uyandırdın. Bu defa oğlumla spor salonundayız. Bür sürü anne ve  çocuk spor salonunda gösteri yapıyorlar. Tüm anneleri izledik - (izlediğimizde yere yatıp eşofmanlarla havada bisiklet sürme tarzı hareketler ) Tam sıra bize geldi. (kimbilir neler yapacaktık neler :)) ) Gene uyandırılınca bu mis gibi rüyamda yarım kaldı :) Off be off ağız tadıyla bir rüya bile görmeye izin yok bu memlekette.


Çok özledim kuzumu da .Araya sıkıştırıvereyim :)) 

Hatırlıyorum da bekarken annem uyandırınca beni ona cevap verir tekrar uyurdum. Rüyama kaldığım yerden devam eder kalanını görürdüm :) Hey gidi gençlik. Yaşlandıkça köreliyorum mu ne :)

Face de bir hoca var ,profil resmine de Yüzüklerin Efendisi filmindeki Gandalfın resmini koymuş :)
Binlerce de hayranı var. Bu arada filmi de çok severim. 3 filmi 3 er defa 3 kitabı da 3 er defa okuyacak kadar manyağım ayrıca . Neyse bu dedem(yada gençtir bilmiyorum) Bu zat-ı muhterem sevdiğine  kavuşamayanlara (aslında sevdiği kadını adam gibi yollardan elde edemeyen hanzolara ) büyü ile yardım ediyormuş. Allahım sen aklıma mukayyet ol .Eh işte aslında ben bu alemlere aksam bu hocanın yaptığının ohoo kaç katını yaparım. Bir kaç gizemli olayım da var benim :)
Birde kahve falı bakarım sormayın. En son komşunun kızına siz laptop alıyorsunuz markası da Toshiba dedim .:)) Onlarında bir kaç gün öncesinde toshiba laptop baktıklarını öğrenince bu fal olayına bir son verdim :) Bir sürüde tutan falım olunca korktum açıkcası. Neme lazım ben öyle bilinmeyen alemlerden korkarım ki. Hatta Yüzüklerin Efendisi oldum bi kere rüyamda : Yüzüğü bana vermişler sen koru diye . Ben de koşa koşa gittim bir çukur kazdım , yüzüğü gömdüm. Sonra bi topuk , hemen olay yerinden uzaklaştım . Benden bu kadar kahraman olur. Hem manyak hem ödlek .
Ay yine nerdeeeen nereye .Okuma zahmetine katlandığınız için çok teşekkür ederim. Konuyu kapatırken
size bir iyi bir kötü haberim var.
Hangisini önce vereyim :)
Tamam kötü olsun önce .
Kötü Haber  : bu abuk subuk yazıların devamı gelecek.Zira bende malzeme çook.
İyi Haber  : Bu anlatılanların hepsi gerçek . Kesinlikle tarafımdan kandırılmıyorsunuz :)

5 Ağustos 2014 Salı

Kendimi Anlattım :) Busybody den Meşgul Anneye ...





Adım meşgulanne ya :) Aslında benim yıllardır forumlarda websitelerinde kullandığım nickim busybody . Busybody ne demek işgüzar , herşeye burnunu sokan tip demek :D Tam da beni anlatıyor.Ama blog ismi olarak olarak alamadım :) Birisi almış ama hakkını da verememiş.Boş boş duruyor :) Blogu açarken ne olsa diye çok düşündüm.Bulamadım.
Ben  eskiden web tasarımı yaptım , e-ticaret sitesi kurdum , bilgisayar forumlarında ,muhasebe sitelerinde  takıldım hep busybody idi adım :) Hatta bir çok forumda kadın olduğumu bile anlamadılar abi / hocam diye hitap ettiler vs :) Anne çocuk bloglarına uğramazdım bile (şimdi oralardan çıkmıyorum :)) Ne zamanki yaş kemale erdi ben de erdim :) Mutasyona uğradım , zevklerim ilgi alanlarım değişti. Kendi irademle pembe bile giyer oldum :) Şimdilerde danteller , kumaşlar , havlular ,elbiselerle bol bol dikişle meşgul olmaktayım.
Nerden nereye dimi ama :)

Birde okumayı ve yazmayı sevdim hep .Hala da seviyorum ama hiç bir zaman ortaya şahaserler çıkaramadım :) Günlük tuttum beceremedim. Hikayeler yazdım bir süre sonra kendim beğenmedim. Yırttım attım. Ortaokul / lise dönemlerimde hep kompozisyon yarışmalarında derecelere girdim :) Ama okumak bende hiç geçmeyen bir tutku oldu.Ne bulsam okudum. Yemek sofrasında bile etrafımda eski gazete varsa onu bile okudum. Hala da çok severim . Bir kitap blogum olsun istedim .Olmadı. Meşgulanne de yazayım okuduklarımı tanıtayım dedim , ilk 10 kitaptan sonra yetişmedi. O çok ayrı bir hobi anladım. Kitap blogu yazmak ayrı bir zaman ayrı bir mekan istiyor. Öyle google dan kitap görsellerini bilgisayara indirip yazmakla olmuyor :)) Hepsini ayrı ayrı sindirip ondan sonra yazacaksın.Yoksa benimle beraber milyonlarca kişi okuyor aynı kitabı .Bir fark olmalı. O farkı da ben veremedim :) Şimdilik sadece okumaya devam ediyorum. Belli mi olur bir zaman gelir dikişten uzaklaşırsam kitapları yazarım :) Gerçi hiç bir zaman yazdıklarımı beğenmiyorum ama olsun . Yazabilmek te ayrı bir kabiliyet :) Oğlumda çok seviyor hikaye anlatmayı kurgulamayı.Başından sonuna kadar hikayeyi kuruyor bitiriyor.Ayrıca oldukça da güzel resim yapıyor.Tiyatral yeteneğine de var.Ama tüm bunlara rağmen oldukça çekingen .Bildiğin içine kapanık :)  Ama umarım gün gelir kabuğundan çıkar henüz çok küçük :) Dünyaya güvenmesi lazım :) Belli mi olur belki o günün birinde yeteneklerinden birini ortaya koyabilir.
Aslında bu posta başlarken amacım son zamanlarda okuduğum ve yazmadığım kitapları toplu olarak yazıvermekti. Ama yazmaya başlayınca neler döküldü ağzımdan :)  Başlığı da hopp değiştiriverdim.
Oradan bakınca sanki sürekli başka işlere el atmış ama hiç birini becerememiş birisi gibi dursam bile bundan pişman değilim. Çünkü bu tecrübelerim beni ben yaptı. Şimdi arkadaşlarımın / ailemin her konuda fikrimi sorması , sözlerime değer vermeleri , cin fikirlerin ,pratik çözümlerin hep benden çıkması tesadüf değil yani :)) Bu yaşadıklarımın ve yaşattıklarım sonucu :))

Konu çok dağıldı esas konuya gelelim derseniz, son zamanlarda okuduklarımı toplu olarak listeleyivereyim  :)

Grinin Elli Tonu  -   E.L. James
Karanlığın 50 Tonu  - E.L. James
Özgürlüğün 50 tonu  - E.L. James
Ferrarisini Satan Bilge - Robin Sharma
Secret  - Rhonda Byrne
Ve Dağlar Yankılandı  - Khaled Hosseini
Elif  - Paulo Coelho
102 Dakika ( devam ediyor)  -  Jim Dywer ,Kevin Flynn

Aslında daha vardır ama aklıma gelmedi. Bunlar instagrama fotoğrafını koyduklarım.Oradan bakıp yazdım :) Bu arada beni instagramda bulmak isterseniz :) mesgulanne yim orada da . Maalesef yine busybody alınmış :))

Bu arada umarım sonuna kadar okumuş ve daha önemlisi inşallah sıkılmamışsınızdır :) Her insan gibi dinleyen birisini bulunca ben de  çok konuşurum :)



25 Temmuz 2014 Cuma

Rüyalara İnanırmısınız ?

Rüyalara inanır mısınız , onları yönlendirebileceğinize veya rüyanızda görmek istediğiniz şeyi çok isterseniz görebileceğinize ? Ben inanırım. Elhamdülillah Müslümanım .Her şeyin bir sebebi olduğuna ,kadere , her şerde bir hayır her hayırda bir şer olduğuna inandığım gibi .




Daha önce rüyalarımı kendimce aldığım işaretleri , yorumlamalarımı yazmaya niyetlenmiştim. Ama öylece kaldı.Bazen diyorum yorumlarım bana özel başkalarını niye ilgilendirsin ki. Bazende ilgilendirmesi gerekmiyor ,ekranın diğer tarafındaki dostlarımla (konu ne olursa olsun) paylaşmak iyi gelmiyor mu diyorum kendime :) Delimiyim neyim :)

Kafamda çok güzel hikayeler yazarım , kurgularım ,herşeyi yapar bitiririm .Ama iş yazmaya gelince yazamam işte. Beynim çok hızlı çalışır , beynimdeki düşünme hızına ağzım yetişemez çoğu zaman.(bu genelde bebeklikten çocukluğa geçme aşamasında oluyormuş :) ) /sanırım büyüyemedim henüz :P O yüzden çoğunlukla bir konuda konuşurken bitmeden başka bir konuya geçiveriyorum. Tam da şu an da yaptığım gibi. Hobilerimde aynı şekilde. Zaman içerisinde farklı bir çok şeye el attım. Ama hepsini bir hevesle başlayıp yarım bıraktım. Ortaya güzel işler çıkmadı değil, çok güzel işlerim oldu ama hepsi kısa ömürlü oldu. Geçmeyen tek hevesim dikiş dikmek oldu. (Sanırım :) )

Rüyalardan bahsediyordum nerelere geldim :) Bugün anlatacaklarım var :)

Babam vefat ettikten sonra (1,5 yıl oluyor vefat edeli ) kardeşim babamı rüyasında görmüş, Babam kapüşonlu bir mont giymiş kapüşonu da takmış.Kardeşime doğru koşuyormuş , kardeşim ise kaçıyormuş. Kardeşim dönüp baktığında babamın gözlerinin olmadığını görmüş , gözlerinin yerine kocaman boşluklar varmış. Bu rüyayı 2 defa görünce bana anlatmıştı. Ben çok etkilendim. Acaba babam bir şeymi anlatmak istiyordu. Onun geride kalan yarım bir işimi vardı.Tamamlanması gereken ama göçmeden yapmadığı bir şeymi vardı ? Annemlere de bunu anlatmaya çalıştım.Sonrasında düşündük taşındık , bulduk. Babam erkek terzisiydi benim. Evdeki eşyalarını karıştırırak bulduk .Birisine dikmek üzere bir pantolon siparişi almış i ama dikilmemiş. (ücretini alıp almadığını bilmiyoruz ) O kumaşı bulduk diktik sahibine verdik . Ücret almadan.Belli ki babam daha önce ücretini almış. Güzel Rabbim bana herşeyle gelin -ama kul hakkıyla gelmeyin diye buyurmamış mı ?
Demekki babam üzerinde kul hakkıyla göçtü ve bunu tamamlamak bize düştü.
Sonrasında benim içim hala rahat değildi. Çok dua ettim "Allahım yapabileceğim bir şey varsa bana göster bir şekilde "diye. Dualar ettim , namazlar kıldım ,(rüyada görmek için okunacak dualar var - ama kendimi bunları burada yazacak kadar uzman görmediğim için yazmıyorum tabiyki ) sonunda babamı rüyamda gördüm. Tertemiz kıyafetler içinde gayet sağlıklı bir şekilde bana gülümsüyordu .
Sordum "baba benim yapabileceğim bir şey varmı , benden ne istersin diye "konuştum onunla. Bana cevap verdi " kızım ben senden ne isteyeyim , benim için dua okuyorsun ben daha ne isteyeyim ben çok iyiyim bir şeye ihtiyacım yok " dedi.
O sabah hiç olmadığı kadar huzurla doldu içim. Artık babamın geride yarım kalmış başka bir işi olmadığına en azından bizim tamamlayabileceğimiz bir kul hakkı kalmadığına ikna oldum. Günahıyla sevabıyla hepimizin gideceği yere gitti. Nur içinde yat  babacım.

Bugün neden yazmaya karar verdiğime gelince. Bu ara Paulo Coelho 'nun Elif isimli kitabını okumaktayım. Yazar göre paralel evren diye bir şey var. Aslında geçmişimiz geleceğimiz ve bugünümüz aynı anada yaşanmakta. Farklı bir zaman kavramı var. Dilersek ve yeterli olgunluğa erişirsek bu hayatlarımız arasında geçiş yapabiliriz.Yazarda geçmişiyle hesaplaşıyor eski hayatlarına gidip geliyor kısa anlarda  .Ki tabiyki bu bir hikaye kurgulama ama bana çok başka şeyler düşündürdü. Misal dejavu denilen olayı ben çok kereler yaşarım.Farklı yerlerde farklı hayatlar olduğunu (islamda yerini tam olarak bilemesemde ) reankarnasyon diye bişey olduğunu biliyorum.

Üff hepsi fazla oldu eminim karıştı her şey birbirine. Ama emin olun benim kafamın içinde bugünlerde bunlardan çok daha fazlası var. Evrenin sırrını çözmeye falan çalışmıyorum ama bildiklerim de bana yetmiyor sanırım. Birde şu var ki : TEK BİLDİĞİM HİÇ BİR ŞEY BİLMEDİĞİMDİR.

Not : Paulo Coelho 'nun kitabı elimde henüz bitmedi. Bitirdiğimde onunla ilgili de yazacağım :) Sevgilerimle.

20 Şubat 2014 Perşembe

Tam Bayan Arabası :)


Arabayla gidip geldiğim mesafeler genelde kısa olduğu için bende emniyet kemeri takmayı sevmeyenlerdenim. (not : ama mutlaka takarım o ayrı ) Üstelik boy fukarası olduğum için ne kadar ayarlasamda emniyet kemeri boynuma doğru arada bir hamle yapıyor. Buna çözüm ararken daha önce internette görmüş olduğum bir kaç şey hoşuma gitmişti. Yapayım dediklerim oldu hatta. Ama sonra unutup gitmiştim. Bugün nerden geldiyse aklıma geliverdi yine. Aradıklarımı bulamadım ama şahane şeyler buldum :DD Çok beğeniceksiniz eminim :))


Sahibi hello kity hayranı sanırım :) 









Bunu ören elleri tebrik etmek istiyorum :) 




Kısmen daha yapılabilir bir şey :)  Ama yine de eşim izin verse tişört giydirmeyi tercih ederim ben :D 






Direksiyona bile kılıf örmüşler :) Bunu yapabilirim ama bi tarafım yap diyor çünkü :P 



http://www.favecrafts.com/ burada gördüm.


Yapmak istediklerimden sadece aşağıdakini bulabildim. Onu da bloga kaydetmişim oradan buldum. Keşke diğerlerini de kaydetseymişim :) 



Bunu etsy.com da görmüştüm . 

Kaynak belirtmediğim diğer fotoğrafların hepsi farklı sitelerden alınmıştır. 

24 Nisan 2013 Çarşamba

Çekmeden Geçemedim - 1

Bazı anlar bazı yerler varki hemen fotoğrafını çekesim gelir. İşte aşağıdaki resimlerde benim mutlaka resmini çekmeliyim dediğim yerlerden ... Her gün işten çıkıp eve giderken kestirmeden gittiğim bir tali yol var. Aralık ayında yerde dökülen kuru yapraklar ve bahçelerin içerisinde yeşeren yeni otlar. İkisi bir arada .Sanırım her yerde bulmak nasip olmaz :)
Antalyayı özellikle Kemeri bu yüzden seviyorum ben . Çeşmesinden suyu içilen az yerden birisi kemer. Havası temiz suyu temiz (en azından şimdilik) sakin (özellikle kışın) arabanız olmasa daha tüm işlerinizi yürüyerek ,en kötü ihtimal tek otobüsle halledebilirsiniz.

31 Aralık 2012 günü keyfim yerindeydi. O gün varolmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyordum sanki :P
Yaradana şükürler olsun ki büyük dertlerim yok.... İşte o gün  hergün """aa yine unuttum geçtim neyse yarın durur çekerim "" dediğim yerde durdum . İndim fotoğraflarımı çektim yoluma devam ettim. Bir kaç araç geçti tuhaf tuhaf baktılar .Yağmur altında deli mi ne dediler belki de .Yada yabancı falan demişlerdir en iyi ihtimal .Ama olsun kimin umurunda :))


Aslında manzara daha güzeldi ama hem ben fotoğraf çekiminde iyi değilim hemde compact bir makina ile anca bu kadar oluyor :) 






Hayat hakikaten lafta değil gerçekten kısa. Yaparım yapmalıyım dediğiniz her şeyi tam zamanında yapabilmeniz dileğiyle :)) 



19 Nisan 2013 Cuma

Makaslarım

Çatal bıçak   takımının sandığı epeydir gözüme batıyordu. Mutfakta boş boş duruyor beni rahatsız ediyordu. Bende onu hobi odama transfer ettim içine de malzemelerimi koydum.
İlk çekmecesine makaslarımı koydum. Artık makaslarımı oradan buradan toplamayacağım :) Gerçi hala bir kaç tanesi kayıp ama olsun ; onlarda ortaya çıkınca artık yerleri belli :)




Bu üç makas rahmetli babacımdan kalma. Babam rahmetli olduğunda demiştim annemle kardeşime terzi malzemeleri benim kimseye vermem diye. Çünkü biliyorum kimse benim gibi kıymetini bilemez hakettiği değeri veremez onlara :(( 

En baştali makasın yaşı benden büyük sanırım , ortadaki de epey eski .En büyük olansa babamın en gözde makasıydı kıymetlisiydi .Vermezdi çoluk çocuğun eline. Şimdi ben kullanıyorum.Hepsi de canavar gibi kesiyor. Hele büyük olan o kadar ağırki sizin bişey yapmanıza gerek yok kendi ağırlıyla kesiyor en kalın kumaşları bile . 


Bu bir ölçü defteri. Müşterilere dikilecek kıyafetlerin ölçülerinin not alındığı bir defter. Aşağı yukarı benimle yaşıt bir defter bu ...Babamın eskiden dükkanı vardı. Dükkan zamanından kalma.Dükkan kapandıktan sonra evde çalıştı uzun yıllar. O zamanda kullandı bu defteri. Evet benim babam terziydi. Benim dikiş merakım sanırım ondan geliyor. Şimdi ben ondan bir hatıra olarak saklıyorum bu defteri . 


Telefon numarasına dikkat. Henüz 5 haneliymiş telefon numaraları ....


Bu not ta defterin arasından çıktı. Malzeme aldırmak için sipariş yazmış kağıda :( Kendi el yazısı ile. Buda dikiş kutumun içinde duruyor. Her açtığımda bakıyorum. Bunun gibi bir kaç kağıt daha var. Diyebilirsiniz şimdi bu kadar kıymetli , sağlığında kıymetini bildi mi acaba. Gerçekten kıymetini bilmeye çalıştım anneme babama iyi evlat olmaya çalıştım. Annem her zaman der : "10 tane oğlum olacağına 1 tane kızım olsun diye. Sözüm meclisten dışarı tabi. Allahım herkese hayırlı evlat versin hayırlı evlat olmayı nasip etsin. 





16 Nisan 2013 Salı

Rutin İyidir :)

 Her zaman derim rutin iyidir diye. Allah rutinimizi bozmasın . Amin. Neden derseniz bazen sıkıcı gelse de büyük sorunlarınız yoktur. Gündelik işlerle uğraşır durursunuz. Yapı olarak kıpır kıpır da olsam sade bir hayatı tercih ediyorum. Şu hayattaki en büyük hedefin bir gün ev hanımı olabilmek. Gülmeyin bana .Anlatsam ağlarsınız halime :))

Çalışıyorum ama gönlüm hep evde. Sonuçta her ne kadar kendi işimizde çalışsamda ev işlerini kendimi ve oğlumu sürekli ihmal ediyormuşum gibi bir his oluyor içimde. Bunların haricinde kendime de bir sürü angarya çıkarıyorum ya da o angaryalar bişekilde beni buluyor :)

Neyse bu masal daha bitmez. Rutine nerden bağladın derseniz  : Bende daha sakin daha rutin bir hayatım olsun , sabah kalkayım eşimi işe göndereyim çocuğumu okula bırakayım (bunları zaten yapıyorum ama ) sonrasında evimi toplayayım , yemeğimi yapayım (bunları şimdide yapıyorum ama ) öğleden sonralarım bana ait olsun el işlerimi yapayım , kitaplarımı okuyayım (bunları da yapıyorum ama ) arkadaşlarıma gideyim kahveler içeyim sohbetler edeyim (bunları da yapıyorum ama ) istiyorum. E bak bunları zaten yapıyormuşsun demeyin :) Yapıyorum ama bir koşturma içinde hayatım. Her şeye yetişmeye çalışıyorum ama her gün farklı bir şeyden feragat ederek. Öğleden sonralarım benim olsun. Sevdiğim uğraşları yapmak için gece 2 lere kadar oturmamayım istiyorum.
Buna da şükür tabi. Koşturmacalı da olsa benimde bir rutinim var. Allahım sağlık sıhhat versin diğerleri hallolur gider gerçi ama gönül istiyor işte naparsınız :))
Bu arada bizim  her pazar rutinimiz ailecek kahvaltı yaparız :) Bu değişmez. Ne olursa nerede olursa olsun :)
Dedim ya rutin iyidir diye :) Allah rutinimizi bozmasın :)
Aşağıdaki gözleme bu pazarki kahvaltımızdan , içine taze soğan yaprakları ve peynir koydum , kesinlikle tavsiye ederim . Oğlum tüm otları yemesine rağmen maydanoz sevmez onun yerine yeşil soğan koydum bende. Yok böyle bir lezzet :)
Yanına da kendi köy  tavuklarımızın dopdoğal yumurtalarından haşladım. Değimeyin keyfimize :))
Aslında geçenlerde ilk defa mis gibi çilek reçeli de yaptım ama bizim evde kimse reçel yemez. Misafirlerime ikram ederim bende .Pazarda minicik minicik çilekler vardı.Amca bitiriyormuş 2,5 kg kadar vardı hepsini 1 kg parasına verdi. Yok amca bana çok gelir başkasına verirsin dedim ama ısrar etti :)) Bende kıramadım sonra reçel yaptım çok lezzetli oldu :))









15 Nisan 2013 Pazartesi

Kimseye Etmem Şikayet ; Yazarım Ben Bloğuma :)

Üst kat komşumun balkonu gideri tıkanmış. Ee ne olacak şimdi. Bizim balkon kırılıcak gider tamir edilecek. Sonrasında ne olacak .Benim bildiğim ne olur çalışan usta en azından kaba pislikleri kırıp döktüğünü alır çöpe atar değilmi . Yok ama pratik te öyle olmuyor maalesef.

Alttaki görüntülere bakın lütfen de haksızmıyım deyin bana. Benmi çok abartıyorum. Komşuma bişey demedim surat bile asmadım ama çok üzüldüm. Bloga yazayım baride içimi boşaltayım dedim :))



Üstüne üstlük bu kadar da değil.Ustanın yanında malzemesi de yok. Keser , tilt , vs hepsi bizden. 
Hikayemizin son noktası burası ama başı epey uzun ... 
Babam vefat etmiş memlekete gitmişim , dönüşümüzde yüzümüz gözümüz şiş daha evimize adım atmadan hoop geliyorlar balkon gider borusunu kırmaya. Sen müsaitmisin değilmisin sormadan. Evini ne halde bıraktın çıktın sabaha karşı yola çıktık sonuçta. 1 hafta öncesinde babamın vefat haberini alıp yola çıktığımızda , aynı komşumuz bizim arabamızın arkasına arabasını park etmiş. Sabahın 4 ünde kapısını çaldık arabanı çekebilirmisin diye ; tavırlı tavırlı gelip arabasını çekti. Komşum ne oldu hayırdır çocuk falanmı hasta ne oldu diye bile sormadı . Komşuluk bu sanırım bu zamanda.
 Neyse hadi kırılıyor balkon borusu epey sürüyor , yine pislikler bırakılıp gidiyor, ayrıca balkonda giydikleri terlik , kullanılan malzemelerin temizliği balkonun temizlemesi yine bana ait. 
Bir kaç gün ellemedim zaten hemen gelir yaparlar diye ama neeeerrrde.  Sonra temizledim , ertesi günü usta geldi boruyu tamir etmeye . Yine yapıldı yine bana temizlik. Neyse dedim yine. 
Aradan 1 ay geçti geçmedi gecenin 12 sinde üst kat komşu geldi balkonları yine tıkanmış .E hani usta gelmişti yapılmıştı. Benim onca katlandığım boşamıydı. Hayddaa. Geldi adam balkona girdi. Herkesin uyuduğu bir saat. Yine malzeme verdik komşu balkon borusunu kırdı yine. Gecenin o saatinde. Bütün komşular balkona çıktı noluyo diye . Hepsine açıklama yapmak zorunda kaldım. Nedense verilen rahatsızlıktan dolayı ben özür diledim.Sonuçta olay benim balkonum da geçiyor ..
Eeee başlarım balkonuna. Bir süre de öyle duruyor balkon, Dışardan görüntü zaten rezalet ama üst katlardan birisi balkon yıkayınca su direk bizim balkona. Bizim balkonun içine akıyor ama aynı zamanda alt katlardaki 2 komşununda pencerelerine geliyor. Neyse böyle günler geçiyor. Sonunda cumartesi günü akşam üzeri aynı usta geliyor yine malzemesi yok. Bi ara gidiyor boru almaya vs. Kırdı da kırdı kırdı da kırdı.Bizim balkonun boyunca kırdı beton boru ne varsa.  Ohoo neler çıktı neler , Mandallar bi avuç saç vs. Gece olmuş saat 10 biz hala akşam yemeği yememişiz. Ama usta hala tam anlamıyla bitiremedi... . Üst kattan asit dökmüştü .Süzgecin dışınada dökmüş.Dökmemesi gereken yerlere yani. derzleri parçalamış bu defa bizim duvarın içine su gidiyor , ee ne olacak bizim duvar nemlenecek içerden nem kusacak küflenecek .Onu aradı bulamadı tabiyki .Birde diyorki ee yarın evde beni bekleyin ben gelip yapayım . Oldu canım başka derdin . Yok dedi eşimde olmaz artık ,Ee ben nasıl yapıcam diyor usta , Valla artık iskele mi kurarsın ne yaparsın bilmem. 
Yeter ama diymi ? Yoksa benmi abartıyorum hala . 
Aradan bir kaç gün geçti aynı usta üst kat komşunun balkonu yapmaya. Bende çıkıyorum "abla vaktin varmı üst katı yaptım açayım suyu senin ordan kontrol edeyim. Bitirelimde yazık üstteki ablada yapsın temizliğini ." 
Çok afedersiniz burada "ulan " demek istiyorum. Ulan benim balkon günlerce pis bekledi tarafınızdan battı çıktı ya. Bana kimse yazık demedi ya . 

Olaydan bir kaç ay öncede bizim balkon giderimiz tıkanmıştı ama biz gidip kimsenin balkonunu kırmadık, 1 defadan fazla gidip rahatsız etmedik. Asit döktük tel soktuk vs açtık . Ayrıca balkon taşıp tıkandığında 1 avuç sigara izmiti çıkmıştı giderden. Buyur burdan yak. Sigarayı kim içiyor dersiniz .Bizde yok içen tabyiki üst  kat komşum. Yani benim balkonum da onların yüzünden tıkandı. Üstüne üstlük biz sorunu çözene kadar lütfen yıkamayın balkonu diye rica etmemize rağmen defalarca yıkamışlardı :( 
Bilmiyorum çok mu safız neyiz ailecek . Hala bu şekilde iyi niyetimiz suistimal edildiğinde bile ağzımızı açıp tek kelime edemiyoruz. Komşuluk bu sanırım. Bizi apartmanda herkes sever. Eee desenize böyle enayileri kim sevmez . :)) 

Herşey bi yana ; hepsini unuturum her şey gelir geçer  ama babam vefat etmiş ne gece giderken sordular ne gelirken .Bunu unutamam . Düşünsenize komşunuz gecenin bir saati çıkıp gidiyor 1 hafta sonra akşam vakti dönüyor valizlerle falan. Demezmisiniz önce komşum hayırdır yoldanmı geldin , ne oldu diye .Sonra derdiniz neyse onu anlatmazmısınız. Komşunun karısı da ben kucağımda çocukla iniyorum bana ordan siz neyle açtınız nerden aldınız diye soruyor , bir merhaba demeden. İşte bunu unutamam .  
Dedim ya kimseye etmem şikayet , ağlarım ben halime ... Ama gülüyormuyum ne ağlanacak halime. ....




30 Ekim 2012 Salı

Mutluluk Ekmeğin Kenarında ...

Evlenmeden önce anaevinde ekmek almaya hep ben giderdim.Evin küçüğü olduğum için sanırım. Sıcacık ekmeğin iki kenarınıda koparıp yemek benim için büyük zevkti. O zamanlar bu kadarcık şeyin bile şükretmem için yeterli olacağını bilemezdim tabi. Büyüdüm evlendim. 5 sene sonra bir taş fırının karşısına taşındık. Her gün sıcak ekmek , ramazanın her gününde sıcak pide yemek benim için lüksten öte bir alışkanlık oldu :) Hatta bu  fırınlar yüzünden oldukça kilo aldım ama bu mutluluğu hiç bişeye değişmedim . Gün geldi anne oldum , oğlum büyüdü , beraber fırına gitmeye başladık. Şimdi ekmeğin bi kenarını ben koparıyorum bi kenarını oğlum . Bu mutluluk ise hiç bişeye değişilmezmiş. Eskiden bunun büyük bir nimet olduğunun farkında değildim ama anne olduktan sonra bu basit görünen olayın içinde bile kocaman bir mutluluk saklı olduğunu görebiliyorum. Mutluluk  arayan bulabilen için küçük ayrıntılarda saklı sanırım . Siz siz olun küçük şeyler için birbirinizi kırmayın . Hayat çok kısa anlık mutluluklarda saklı. Başınızı sokacak sıcak bir yuvanız varsa ; sofranıza hergün bi kap sıcak yemek varsa , sağlığınız sıhhatinizde yerindeyse gerisini salın gitsin. Her şey bir şekilde yoluna girer .Maksat gönüller bir olsun.
Hiç bir zaman yanınızdan ekmeğin kenarını paylaşacak birilerinin eksik olmaması temennisiyle :)) Hoşçakalın...